SEN HİÇ GÖRDÜN MÜ DÖRT KULAKLI BİR İNSAN? DİNLE, BAK!

SEN HİÇ GÖRDÜN MÜ DÖRT KULAKLI BİR İNSAN? DİNLE, BAK!

İletişim, kısaca ifade etmek gerekirse, insanların birbirlerini anlamalarını sağlayan karşılıklı mesaj göndermeyi içeren bir etkileşim sürecidir. Bu tanım temelinde iletişimin bir süreç olduğu ve iki yönlü olduğu görülmektedir. İletişim süreci boyunca iletişim süreci içinde bulunan insanların birbirlerini anlamaları, iletişim sonucunda bir etki uyandırmaları hatta davranış değişikliği sağlamaları sonucu etkili iletişim gerçekleşir.

İletişim bizi dış dünyaya bağlayan kapıdır. Hedef, kendimizi en iyi şekilde ifade edebilmek ve iletişim kurduğumuz insanların bize olan geri bildirimleri de yine o derecede anlamaktır. İletişim iki yönlüdür. Başarılı ilişkiler ve mutluluk da iyi bir iletişim yolundan geçer.

Bir mesajın içinde sakladıkları, iletişim psikolojisinin temel taşıdır. Bu bilgiler biraz soyut olmakla birlikte etkili iletişim alıştırmaları yaptıkça ve dikkat ettikçe daha fark edilebilir olurlar. İletişim bildiğimiz gibi bir süreçtir. Bu süreçte bir kişi bir mesaj iletir ki bu mesaj sözlü veya sözsüz olabilir. Diğer kişi veya kişiler ise bu mesajı alır. Ancak mesajı almak ile iletişim gerçekleşmiş olmuyor. Mesajı alan kişi bir tepki vermelidir ve bu da yine sözlü veya sözsüz olarak gerçekleşebilir. Hatta tepki vermemek bile bir tepki olabilir.

Alman Dilbilimci Friedmann Schulz Von Thun’ un bu konuyla ilgili Dört Kulak – Dört Ağız Modeli çok açıklayıcıdır. Bu modele göre, insanlar dört farklı ağızdan konuşuyor ve yine dört farklı kulaktan dinliyor:

1) Bilgi: Ne hakkında konuşuyoruz, hangi konuda bilgi veriyorum?

2) İlişki: Seni nasıl buluyorum ve ilişkimiz nasıl?

3) Kendini Açığa Vurma: Ben kendim hakkında ne söylüyorum, beni nasıl görmenizi istiyorum?

4) Mesaj: Senin ne yapmanı istiyorum?

Çocuğunuzdan gelen bir mesajda bu dört maddeyi inceleyelim: Çocuk “Anneciğim bak, Ali’ nin oyuncakları çok güzel” derken buradaki bilgi (1) Ali’ nin oyuncaklarının çok güzel olduğudur. Çocuğun “anneciğim” kelimesiyle(2) bu iki kişi arasında ilişki de netleşiyor. Çocuğun ses tonuna bağlı olarak o anki duygular ortaya çıkıyor (3). Bu, oyuncağa duyulan hayranlık, yoğun istek vb. olabilir. Çocuğun mesajı ise (4); bunları bana al, bunlardan ben de istiyorum!

Bu örnekte çocuk dördüncü ağzından konuşuyor. Yani anneye bir mesaj iletiyor. Ancak anne bunu birinci kulaktan duyduğunda mesajı alamıyor bazen. Dolayısıyla yanlış bir anlaşılma ortaya çıkıyor. Bunun gibi birçok örneği bu modele sığdırabiliriz. “Yine mi pilav yiyeceksin?”, “Dışarısı çok soğuk”, “Saat geç oldu”, “Oğlum, iki saattir bu mağazadayız” gibi…

Yanlış anlaşılmalar çoğu zaman farklı ağız-kulak kombinasyonundan kaynaklanıyor. İletişim kuran iki kişi aynı ağız-kulak alanında bulunursa, yanlış anlaşılmalar da ortadan kalkar. Yapılan araştırmalar erkeklerin genelde bilgi alanında hareket ettiklerini, kadınların ise genelde mesaj alında iletişim kurduğunu söylüyor. Yanlış anlaşılmaları en aza indirmek adına, karşımızdakini anlamaya çalışırken “acaba hangi ağızdan konuşuyor” diye düşünmekte fayda var. Aşağıdaki örneği inceleyelim:

Cemal Bey ve Nil Hanım, Öznur Hanım’ın kulladığı arabalarının içinde, trafik lambasının önünde duruyor. Cemal Bey ‘Yeşil yandı’ dediğinde:

* Bir konudan bahsediyor:
– Trafik lambanın yeşile geçmesi

* Kendisi hakkında bilgi veriyor:
–  Cemal Bey Türkçe biliyor, renklere ve trafik kurallarına hakim. Muhtemelen acelesi var.

* Konuştuğu kişi hakkında ne düşündüğü:
– Öznur Hanım’ın yardıma ihtiyacı var, lambanın yeşile geçtiğini fark etmemiş…

* Sesleniş – Öznur Hanım’ ın ne yapmasını istiyor:
– Arabayı yürütmesini istiyor.

Yayın yapan veya bir şey söyleyen kişi tek bir ağızla karşıya dört değişik alanda mesajlar veriyor, yani aynı anda dört ayrı ağızla konuşuyor ve karşıya karmaşık bir bilgi aktardığı gibi, alıcının da bu mesajları ustalıkla çözmesi gerekiyor. En doğrusu tabi ki karşıdan gelen mesajı yine de dört kulakla dinlemek ve anlamaktır. Bu, bizim kültürümüzde ‘beni dört kulakla dinle’ deyimini de akla getirir. Yani dört kulakla dinlemek bütünsel bir değerlendirme ister, çok kısa bir zamanda bu kadar değişik bilgiyle yüklü olan bir mesajı doğru değerlendirebilmek anlamına gelir. İyi konuşabilmek, karşıya her alanda eksiksiz bilgi aktarmak ve alıcı olarak söylenenleri çok iyi anlamak ve değerlendirmek bir ustalık becerisidir.

Birçoğumuz karşıdan gelen mesajı objektif ve bir bütün olarak değil, mesajın tek bir alanına yoğunlaştırıyoruz veya bir mesajı tek bir yönüyle ele alıyoruz, yani iletişim uzmanı Thun’ a göre tek kulakla değerlendirme eğilimindeyiz.

Tek Bir Kulakla Dinlemek

1. Konuya Odaklanan Kulakla Dinlemek

Birçok alıcı (özellikle erkekler ve akademisyenler) mesajın içindeki bilgiye odaklanırlar.

Kadın :   Beni hala seviyor musun?
Erkek :   Hımm, biliyor musun, önce sevgi kelimesini bir mercek altına almamız gerek. Sevgi çok şey demek olabilir.
Kadın :  Ben sadece benim için neler hissettiğini bilmek istiyorum…
Erkek :  Duygular, zamana bağlı değişkenlerdir, onlar hakkında genel bir şey söyleyemeyiz…

Birçok insan kendinin ve alıcının duygularıyla ilgilenmemek için, konuya odaklanırlar. İlişki dinamiğindeki sorunları çözmek de farklı kulak-ağız kombinasyonundan dolayı zorlaşır.

2. İlişkiye Odaklanan Kulakla Dinlemek

Bazı kişilerde ilişkiye odaklanan kulak o kadar hassas ki, her zaman yayın yapan kişinin mesajında kendi kişilikleriyle ilgili (beni nasıl buluyor?) bilgi arayışındalar. Kişinin her söylediğini kişisel değerlendiriyorlar ve duruma göre küsüyorlar, kendilerini suçlu hissediyorlar veya reddedildiklerine inanıyorlar.

A. :  Bu düğün ne kadar sıkıcı!
B. : Benimle aynı masada oturmaktan sıkılıyorsan, başka arkadaşlarla oturabilirsin.

A. Kaparinin ne olduğunu bilmeyen bir adam karısına soruyor: Bu sostaki yeşil şey ne?
B. : Eğer yemeği beğenmiyorsan, başka yerde yiyebilirsin!

Özellikle ve yalnızca ilişkiye odaklanan kulakla karşımızdakini dinlemek, etkili iletişim dinamiklerini olumsuz etkiliyor.

3. Kendine Bildirilen Mesajlara Hassas Olan Kulakla Dinlemek

Alıcının, yayın yapan kişinin kendisi hakkında neler söylediğine dikkatini veren dinlemedir.

A. : Küçük çocuk üzgün bir ifadeyle diyor ki: Anne, Bengü bugün benimle oynamadı.
B. : Demek sen bugün Bengü’yle oynamak istedin ve seninle oynamadığı için üzüldün.

Karşıdaki insanı o şekilde dinleyip, geri bildirimde bulunduğunuz zaman, ona kendi duyguların farkına varması adına ayna tutabilirsiniz. Bazen de kendi ruh sağlığınız için bu kulakla dinlemek daha sağlıklıdır.

4. Çağrıya Hassas Olan Kulakla Dinlemek

Bazı insanlar başkalarına hep hoş görünmek isterler ve açıkça söylenmeyen isteklere sürekli cevap verirler. Diğer kişinin ne isteyebildiği konusunda son derece hassaslar ve kendileri diğer kişinin kendi varsaydığı isteklerine göre davranırlar. B kişisi buna güzel bir örnektir.

A. : Çaydanlıkta çay var mı?
B. : Hemen yenisini demlerim.

A. : Havalar ne kadar güzel bugün.
B. : İstersen dışarı çıkabiliriz.

A. : Bluzun ne kadar güzel.
B. : Sana seve seve veririm.

Bizim toplumumuz, diğer insanların isteklerini yerine getirme konusunda çok hassastır(özellikle anneler). İnsanlar kendi isteklerini rahatlıkla dile getiremeden farklı nedenlerden ötürü dolaylı yollar kullanır ya da anlaşılmayı beklerler. Kendimizi tüm açıklığıyla ve sadelikle ifade etmeden, karşımızdakinin her şeyi anlamasını bekleyerek ve bazen de imalarda bulunarak iletişim kanallarını birbirine karıştırıyoruz ya da tüm kanalları kapatıyoruz.

Sahip olduğumuz dört kulağın ve ağzın farkında olarak, buradaki bilgiler ışığında kendinizi ve çevrenizi biraz daha dikkatli dinlemeye ne dersiniz? Tanıdığınız bir kişiyi dinlerken bilerek bir kulağa öncülük verin ve bakın, reaksiyonları ne olur.

 

Kaynakça

www.schulz-von-thun.de

www.nlphaber.com

 

Share this Story

Related Posts

Comments are closed.