ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN ANNE VE BABA TUTUMLARININ ÖNEMİ

ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN ANNE VE BABA TUTUMLARININ ÖNEMİ

Çocukluk döneminin ilk yıllarında beslenme, barınma, öz bakım gibi fiziksel ihtiyaçların karşılandığı ilk ortam aile ortamıdır. Aile ortamı çocuk için sadece fiziksel olarak değil psiko sosyal açıdan da kişilik gelişimini etkileyen en önemli ortamdır. Sevdiği, sevildiği ve ait olduğunu hissettiği bir ebeveyn çocuk ilişkisi çocuğun duygusal gelişimi üzerinde çok etkili olacak ve kişiliğinin temelleri bu dönemde atılacaktır. Yine bu dönemde anne ve babaların çocuğu yetiştirirken sergiledikleri tutumlar, çocuğun diğer aile bireyleri ve ebeveynleri ile olan etkileşimi, aile içindeki konumu ile ilgili algısı ileriki yıllarda kişiliğinin oluşumu kadar toplumsal ilişkilerinin kalitesi için de belirleyici olacaktır.

Çocuğun kendi kendine yetebilen, özgüveni olan, kendine ve diğer bireylere sevgi ve saygı gösteren, toplum kurallarını özümseyip uyum sağlayabilen, bireysel sınırlarını koruyup kendini doğru biçimde ifade edebilen ve gelişmiş bir benlik algısına sahip bir birey olarak yetişmesinde en önemli etken ise anne ve babanın çocuk yetiştirme tarzıdır.  Her ailede farklılık gösteren çocuk yetiştirme biçimleri ve anne baba tutumları hakkında bilgi sahibi olmakta fayda vardır.

AİLE TUTUMLARI VE ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Anne ve babalarının çocuklarının bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini bilmeleri, çocuklarının yaşına uygun olarak sosyal duygusal yönlendirmelerde bulunmaları için önemlidir. Aynı zamanda bu yönlendirmelerde bulunulurken çocuklarının bağımsız bir birey olduğu, kendine özgü istek ve beklentileri olduğu göz ardı edilmemelidir. Anne, baba ve çocuk arasındaki ilişki ağı çok önemlidir. Ebeveynleri çocuklara ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve korumayı verirken aynı zamanda çocuğun toplumun bir bireyi haline gelmesi için toplumsal değer yargılarını ve kuralları öğretirler.

Tüm bu etkenler göz önüne alındığında ailelerin çocukları yetiştirme tutumlarının neler olduğu ve bu tutumların çocuklar üzerindeki sonuçlarına değinmekte fayda vardır.

AŞIRI SERBEST ANNE VE BABA TUTUMU

Bu tür ailelerde çocuğun yaptığı her şey hoş görülür, aşırı serbestlik vardır. Hiçbir kısıtlama olmaksızın başına buyruk hareket eden çocuk aile tarafından denetim altına alınmaz. Kendisine ve çevresine zarar verebilecek davranışlarda bile denetimden uzaktır. Aile doğru ve yanlışı deneyip yanılarak kendisinin bulmasını ister. Çocuk aile içindeki özgürlüğü sınırsız olduğu, denetim ve kurallara uyma ile karşılaşmadığı için nerede duracağını bilemez. Anne ve baba çocuğun davranışlarına karışmamakta yalnız problem yaşanılan bir durumda müdahale etmektedirler. Bu çocuklar anne ve babayı etkileri altına alırlar. Her şekilde istedikleri yerine getirildiği ve kural tanımadıkları için okula başladıklarında sorunlar yaşarlar ve uyum sıkıntısı çekerler. Her istediklerinin yapılmasını beklerler, bencil bir yapıda olabilir ve başkasının haklarına saygı duymayan davranışlar sergileyebilirler. Ayrıca her istedikleri yapıldığı için engellendikleri durumlarda saldırgan tavırlar sergileyebilir ya da tam tersi alınganlaşabilirler. Yetişkin oldukları zaman iş ve özel yaşantılarında sorunlar yaşayan, ailesinden bulduğu hoşgörüyü herkesten bekleyen ve bulamayınca kırılan, eleştiriye tahammülü olmayan hassas bireyler haline gelebilirler.

AŞIRI SERT VE OTORİTER AİLE TUTUMU

Anne ve baba karar mekanizmasıdır. Çocuğu adeta küçük bir yetişkin olarak yetiştirmeye çalışırlar. Tutumları hoşgörüsüz, sert ve katıdır. Çocuk, anne ve babanın vermiş olduğu kararlara kayıtsız ve şartsız uymak zorundadır. Çocuktan kurallara sorgulamadan uyması beklenir. Yaptırım gücü anne ve baba olduğu için kendilerinden ödün vermezler ve çocuğu anlamaya çalışmazlar.  Çocuğun en doğal hakları bile uslu durmanın ödülü olarak verilir. Bu aşırı disiplin çocuğu bezdirir. Okul hayatında da stresli ve tedirgin çocuklardır. Karın ağrısı mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler gösterebilirler. Ceza görmemek için yalan söyleme eğilimi sergileyebilir, sürekli eleştiri aldıkları için benlik saygılarında düşüşler gözlenebilir. Sessiz, çekingen ve arkadaşlarının etkisinde kolay kalabilen, dıştan denetime ve yönlendirilmeye açık çocuklar olabilecekleri gibi tam tersine isyankar mizaç da geliştirebilirler.

AŞIRI KORUYUCU-KOLLAYICI AİLE TUTUMU

Bu tür ailelerde çocuklar cam fanus içinde yetiştirilirler. Başlarına tehlikeli bir şey gelebilir endişesi ile yalnız başlarına hiçbir şey yaptırılmaz. Çocuğa hep ailenin küçük bebeği gözüyle bakılır, sorumluluk yüklenmez ve her şeyi çocuk adına anne, babalar ve aile büyükleri hallederler. Hastalanmasın, üzülmesin, ağlamasın, yorulmasın, zarar görmesin diye aile üyeleri sürekli tetiktedirler ve gayret sarf ederler. Çocuklarına karşı aşırı bağımlılık gösterir, sebepsiz yere onlar için kaygılanırlar. Koruyucu tutum sergilenen çocuklar aşırı bağımlı, çekingen ve özgüveni düşük olan çocuklar olabilirler. Kendi başlarına karar almadıkları için problem çözme ve akıl yürütme becerilerinde desteğe ihtiyacı olabilir. İnce motor ve öz bakım becerilerinde de yaşıtlarını geriden takip edebilirler.

REDDEDİCİ ANNE VE BABA TUTUMLARI

Bu tür ailelerde çocuğa adeta düşmanmış gibi davranılır.  Çocuğa ilgi, sevgi, merhamet ve sıcaklık verilmez. Çocuk başarısız olduğu durumlarda yoğun eleştirilere maruz kalır. İyi yönleri görmezden gelinerek sürekli olumsuz özellikleri üzerinde durulur. Bazen sadece anne ya da baba çocuğa karşı reddedici şekilde yaklaşır. Aile içinde eleştirel ve soğuk tavırlar genel olarak hep hakimdir. Çocuğa karşı sevgi gösterilmediği, sürekli eleştirel tavır sergilenip olumsuzluklar üzerine odaklanıldığı için sevgiden yoksun büyüyen bu çocuklar ileriki yaşantılarında çevresine karşı kin dolu, kimseye güvenmeyen, hata kabul etmeyen, hoşgörüsüz ve saldırgan bireyler haline gelebilirler.

Unutulmamalıdır ki, “Yaramazlık yaparsan seni sevmeyeceğim, yatağını toplar iyi karne getirirsen, seni çok severim.” gibi sözler de bir tür reddetmedir ve koşulsuz kabul görmeyen çocuk da benzeri davranışlar sergiler.

DEĞİŞKEN (TUTARSIZ)  ANNE VE BABA TUTUMLARI

Çocuğun sergilediği davranışlar anne ve babalar için farklı zamanlarda farklı şekillerde yorumlanır. Ebeveynler davranışa bazı zamanlarda kızabilir bazı zamanlarda ise makul karşılayabilirler. Bunun sonucunda çocuk nerede ve nasıl davranması gerektiğini kestiremez. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamaz. Anne ve babaların ortak kararlar alıp uygulamamasından da ötürü de bu durum ortaya çıkabilir. Ortak bir disiplin anlayışı geliştiremedikleri için ebeveynlerden birinin ceza verdiği bir duruma diğeri hoşgörü ile yaklaşıp çocuğu sevip kucak açabilir. Ayrıca bazen eşler çocuklarının yanında tepkilerinden ötürü birbirlerini eleştirip suçlayabilirler. Önce sakince açıklama yaparken sonrasında çocukla uzlaşamayıp söz dinletemezlerse bağırıp çocuğu tehdit edebilirler. Bu tür davranışlara tutarsız aile ortamlarında sık rastlanır. Bazı aile ortamlarında ise büyük ve küçük olan çocukları yetiştirme tarzlarında da farklılıklar görülmektedir. Büyük çocuktan daha olgun olması, hata yapmaması beklenip daha otoriter davranılırken küçük çocuğa karşı daha esnek, daha hoşgörülü ve sevecen davranılmaktadır. Genellikle küçük çocuklara karşı daha koruyucu ve kollayıcı davranılırken büyük çocuklara ise daha fazla sorumluluk yüklenmektedir. Dengesiz ve tutarsız yetişen çocuklar kaygılı, güvensiz yapıda ve tutarsız davranışlar sergileyebilen, karar vermekte güçlük yaşayan, kendi duygu ve düşüncelerini savunmakta zorluk yaşayan bireyler haline gelebilirler.

DESTEKLEYİCİ VE GÜVEN VERİCİ AİLE TUTUMLARI

Destekleyici aile ortamlarında anne ve babalar ilgi ve yeteneklerini göz önünde bulundurarak çocuklarını olduğu gibi kabul edip yeteneklerini geliştirecekleri ortamlar sunarlar. Birbirlerine ve çocuklarına karşı kendilerini açık bir şekilde ifade ederler. Aile ortamında güvene dayalı bir iletişim vardır. Aile ile ilgili kararlar alındığı zaman çocuğa da danışılır, mantıksız ve basit olsa dahi çocuğun fikri sonuna kadar dinlenir. Davranışlarıyla çocuklara model olurlar. Çocuktan görmek istemedikleri bir davranışı kendileri de sergilemezler. Kurallar bütünü çocuğa iyi aktarıldığından çocuk nerede ve nasıl davranacağını bilir.  Kendi duygu ve düşüncelerini ebeveynlerine rahatça aktarabildiği için benlik algısı ve özgüveni olumlu yönde gelişir. Destekleyici ve güven verici aile ortamında yetişen çocuklar özgüvenleri yüksek, sorumluluk sahibi, işbirliği ve uyum içersinde hareket eden, sosyal, dengeli ve mutlu çocuklar olurlar.

AİLELERE ÖNERİLER:

  • Öncelikli olarak çocuğunuzun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini bilin ve çocuğunuzu gelişimsel olarak tanıyın.
  • Çocuğunuz konuşurken başka şeylerle meşgul olmadan tüm dikkatinizi ona vererek dinleyin. Konuşma esnasında göz teması kurun ve onunla aynı hizada durmaya özen gösterin.
  • Çocuğunuza sözlerinizle olduğundan çok davranışlarınızla örnek olun. Çocuklar için davranışlarla verilen mesajlar sözel olarak verilen mesajlardan daha etkili ve kalıcı olur.
  • Çocuğunuzun sizin modeliniz olan küçük bir yetişkin olmadığını göz önüne alın. Onu kendine özgü ilgi ve zevkleri olan, sizden farklı bir kişilik olarak değerlendirin.
  • Çocuklarınızla sen dili ile suçlayıcı ve incitici bir şekilde konuşmak yerine ( Örn: yaramazsın, tembelsin, söz dinlemiyorsun) ben dilini kullanarak konuşmayı deneyi. (“Sen ders çalışmadığında ben üzülüyorum çünkü daha iyi çalışırsan notlarını yükseltebilirsin” gibi.)
  • Olumlu özelliklerini, başarılarını ve gayretlerini takdir edin.
  • Çocuğunuzun size gelerek eşinizi kötülemesine ya da hakkında olumsuz konuşmasına izin vermeyin. Sana katılıyorum, baban/annen böyledir zaten, doğru diyorsun tarzında cümleler sarf etmeyin. Bunun yerine söz ettiği durumla ilgili gerçekçi ve objektif açıklamalar yapın. ( Örn: “Baban seninle oyun oynayamıyor çünkü bugün iş yerinde çok yorulmuş.)
  • Başkalarının yanında çocuğunuzun olumsuz özelliklerinden bahsetmeyin ve onu arkadaşları ya da kardeşleriyle kıyaslamayın. Bu davranışlar onun kendisini reddedilen ve istenmeyen bir birey olarak görmesine yol açacaktır.
  • Çocuğunuzun sürekli başarılı olması beklentisi içinde bulunmayın. Sadece iyi sonuç aldığı durumlarda değil gayret sarf ettiği, uğraş verdiği durumlarda da onu ödüllendirin.
  • Doğru ve yanlışı öğretirken dengeli ve tutarlı bir şekilde öğreterek hareket edin.
  • Çocuğunuza koşulsuz sevgi verin. “Eğer uslu olursan eğer başarılı olursan seni severim” gibi ifadeleri asla kullanmayın. Onu koşulsuz severseniz hem kendini hem de diğer insanları koşulsuz sevmeyi öğrenecektir.
Share this Story

Related Posts

Leave a Reply

Your email address will not be published.