Çocuk ve Mizah

  • Çocuk ve Mizah

Mesleğe başladığım ilk yıllardan itibaren çocukların doğal olarak sahip oldukları mizah becerileri beni hep etkilemiştir. Muzip muzip gülen gözlerle yaptıkları komiklikler, şakalar, günlük hayattan sizi alır, hızla onların naif dünyasına taşır. Yıllar önce öğrencim Nedim bahçe zamanında, eskitme deri ceketimi görüp, “Büyüyünce sana yeni bir ceket alacağım” diye söz vermişti. O şimdi bir üniversite öğrencisi; ceket için iş hayatına girmesini bekliyorum…

Özellikle küçük yaştakilerin tekrar eden komik olaylara verdikleri samimi tepkiler görülmeye değerdir. Örneğin, bir palyaçonun sakarlıklarını izlemek, sürekli düşen şapkasını yakalama çabası çocuklar için harika bir gösteridir. Sosyal medyada en çok paylaşılanlar, kahkahalar atan bebek videoları değil midir?

Çocuğun espri yapabilme ve yapılan espriyi anlayabilme kapasitesi; genetik özellikleri, yetiştirilme şekli ve eğitim düzeyi ile belirlenen karakterinin önemli bir özelliğidir. Mizah, hem zekânın bir ürünü hem de bu zekânın gelişmesine yardımcı bir unsurdur.

Gülme pozitif bir iletişim yoludur. Direkt anneye yapılan özel ve anlamlı gülümsemenin yaklaşık üç aylıkken görülmeye başlandığı, sekiz haftalığa kadar sosyal gülümsemenin genel olarak insan yüzleri ve seslerini tanıma ile olduğu, 8 aylıktan sonra, bebeğin gülüşünün ebeveynlerini tanıdığını yansıtacak şekilde daha seçici olduğu, uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. İlk kahkahalar dört aylıkken gıdıklanmaya cevaben görülür.

Çocuklarda mizah duygusunun oluşması, 2 yaşından itibaren hayal kurma ve yaratıcılık becerilerinin gelişmesiyle birlikte başlar.

Mizah; saçma ve uyumsuz düşünce, olay ve durumların zihin tarafından keşfedilme tecrübesidir. McGhee’ye (1971) göre çocukların mizah gelişimi, Piaget’nin bilişsel gelişimiyle paralellik gösterir.

Paul McGhee; mizah gelişim kuramında mizahla bilişsel gelişimin ilişkisi üzerinde durmuş ve mizah gelişimini beş evreye ayırmıştır:

  1. evre – Bağlanılan figüre gülme: Bu ilk evrede yeni doğanın mizah anlayışı, ebeveynini ya da ebeveyni yerine geçen bakıcısının davranışından (anneanne, babaanne, vb.) etkilenir. Beklenmedik tepkiler çocuğu güldürür; ‘ce’ oynamak gibi. Bebeklerin o tatlı gülüşleri içgüdüseldir; onları erken yaşlardan itibaren sık sık güldürün. Bu alışkanlığınızı çocuk büyüdükçe devam ettirin.
  2. evre – Nesnelere karşı tutarsız davranışlar: 1-2 yaş çocukları arasında görülen bu mizah anlayışında çocuklar, nesnelere sanki başka bir nesneymiş gibi davranmaya başlarlar. Neşeli bir ruh haliyle bunu komik bulurlar. Örneğin babasının kafasına fincan koyar ve “şapka” der. Çocuğunuzu güldürmek için yeni fikirlere açık olun. Spontane olun, eğlenin, çocuğun nelerden hoşlandığını fark edin.
  3. evre – Nesnelerin, olayların, insanların tutarsız olarak adlandırılması: 3-4 yaş çocuklarının dil becerilerinin gelişmesiyle ortaya çıkmaktadır Çocuğun artan merak duygusuyla beraber dil gelişimi de hızlanır ve çocukla iletişim sürdüren önemli öteki (anne-baba yada onun yerine geçen kişi) etraftaki nesnelerin isimlerini çocuğa ifade eder. Çocuk da tıpkı bir teyp gibi bu isimleri kaydeder. Çocuklar nesnelere ve beden bölümlerine bilerek yanlış ad takılmasını komik bulmaktadır. Bu yaş çocukları olağan üstü, beklenmedik ve şaşırtıcı olaya gülmektedir. Örneğin, dizin nerede diye sorarsınız o burnunu gösterir.

Bu dönemde çocuklar fiziksel olarak vücutlarını tam olarak tanıyıp kullanma yetisini geliştirdikleri için eğlence ve mizah duygularını bağırma, koşma, zıplama gibi davranışlarla gösterirler.

  1. evre – Kavramsal tutarsızlık: Bu evre 5-6 yaş arasındaki bir zamanda başlayabilmekte ve dilin gelişmesinden büyük ölçüde etkilenmektedir. Gerçekliğe uyum sağlamaya çalışan çocuğun gerçeği çarpıtmasına denilmektedir. Çocuklar tuvaletlere ve kızlarla oğlanlar arasındaki fiziksel farklılıklara ilişkin tabu konularda da mizah bulmaya başlarlar. McGhee’ (2011) ye göre çocuğun asıl mizah duygusunun oluşmaya başladığı bu dönemdir. Bu dönem kendi içerisinde dörde ayrılır: a) Kelimelerin sesleri ile oynama; b) Anlamsız ve gerçek kelimelerin birleşimi; c) Nesneler, insanlar veya hayvanların özelliklerini çarpıtma; d) Uyumsuz yada imkansız davranışlar.

Bu dönemde mizah ve espri anlayışı kelimelere odaklanır. Özellikle kelimeleri farklı şekillerde söylemek, ya da tabu olan yasak (ayıp) kelimeler onları eğlendirir. Bu yaş dönemi özellikle tekrar eden, argo kelimelerin kullanıldığı esprilerin tercih edildiği dönemdir. Örneğin, popo kaka gibi kelimeleri gün boyu tekrar etmek, onlara son derece eğlenceli gelir. Gel, kel, bel gibi kafiyeli söylemler onlar için inanılmaz komiktir.

  1. evre – Çoklu anlamlar ve yetişkin türü mizahın başlaması( espriler ve bilmeceler): Bu dönem 7-8 yaşlarında başlamaktadır. Çocuk bu dönemde somut işlemler yapabilmektedir. Tekerlemeler bu dönemin mizah anlayışını yansıtmaktadır.

McGhee mizaha yatkın bebeklerin ve çocukların; sıcak, onaylayıcı ve koruyucu annelere sahip olduklarını ve çatışmadan uzak olduklarını ifade etmiştir. Komedyenlerin yaşam öyküleri de bu bulguları desteklemektedir.

Mizah ve espri duygusu; hayattan keyif almayı sağlayan, bu nedenle de sahip olunması gereken bir yaşam becerisidir. Çocukların doğal olarak sahip oldukları mizah becerisinin şekillendirilmesi ve güçlendirilmesi için anne-baba desteği çok önemlidir. Beraber gülebilmek iyi bir iletişim şeklidir. İyi bir mizah anlayışı da çocuğun daha zeki, daha mutlu ve zorluklarla baş edebilir olmasını sağlar. Genelde mizah anlayışını, yeşil gözler gibi genetik olduğunu düşünürüz. Aslında şaka anlayışı doğuştan gelmez, yıllar içinde geliştirilir.

İyi bir mizah anlayışı, çocuğun sadece duygusal ve sosyal gelişim hızını artırmaz. Birçok araştırmaya göre, daha çok gülen çocuklar daha sağlıklı olurlar.

Ailelerin evde mizaha yer vermesi kadar, eğitimcilerin de derslerde “şakacı” olmaları oldukça önemlidir. Öğrenciler öğrendikleri şeyle akılda kalıcı olarak bir bağlantı kurarlarsa, bilgiyi hatırlamada daha başarılı olurlar. Derslerde mizah ve anekdot kullanmak, bir çağrışım sağladığı için oldukça önemli. Eğitimci tarafından mizahın kullanılması stresi yok ettiği gibi, öğrencideki soru sorma ve konuşma korkusunu da azaltmakta; onları daha özgüvenli ve katılımcı yapmaktadır. Mizah, aynı zamanda, bize olumsuz olaylar ve hislerle başa çıkmayı da öğretmekte.

Biz yetişkinlerin mizah duygusu maalesef yıllarla törpüleniyor. Araştırmalar çocukların günde ortalama 300-400 kez güldüğünü ancak bir yetişkinin günde 15-20 kez güldüğünü tespit etmiştir.

Eğitimci olmanın en büyük ödülü, sürekli gülen ve hayata pozitif bakan yüzlerle bir arada olmak. Geçen haftalarda 3 yaş grubundan Pamir öğretmenine “Burası merak eden çocuk okulu değil mi?” diye sormuş. Öğretmeni onaylayınca, “İşte o merak eden çocuk benim, sana hep soru soruyorum ya!” diye cevabı yapıştırmış.

Haydi, en kocaman gülümsememizle hayata bakalım! Beynimizin ve ruhumuzun gıdasını neşede bulalım.

KAYNAKÇA

McGhee, P.E (1971). The role of operational thinking in children’s comprehension and appreciation of humor. Child Development.

McGhee, P. E. (2011). Head, shoulders, knees and peanut butter : What makes young children laugh?

(www.LaughterRemedy.com adresinden alınmıştır).

Yelda Acarbay

 

 

 

Share this Story

Related Posts

Comments are closed.